Türkiye Adaları Nasıl Kaybetti?
ANKARA — Kamuoyunda sıkça tartışılan ve Türkiye’nin dış politikasında önemli bir yer tutan "Ege Adaları’nın aidiyeti ve kaybedilme süreci", tarihi belgeler ve uluslararası antlaşmalar ışığında mercek altına alındı. Tarihçiler ve uluslararası hukuk uzmanları, Ege Denizi’ndeki adaların yönetiminin Türkiye’nin (Osmanlı İmparatorluğu ve halefi Türkiye Cumhuriyeti) elinden tek bir günde değil, 1912 ile 1947 yılları arasında yaşanan üç büyük kırılma noktasıyla çıktığını belirtiyor.
İşte Ege Adaları'nın1. İlk Büyük Kayıp: 1912 Trablusgarp Savaşı ve Uşi Antlaşması (Oniki Ada)
Ege Denizi’ndeki güney adaları (Rodos ve Oniki Ada), Lozan’dan çok daha önce, Osmanlı İmparatorluğu döneminde kaybedildi.
Süreç: 1911 yılında İtalya, Osmanlı toprağı olan Trablusgarp’a (Libya) saldırdı. Osmanlı direnişini kırmak isteyen İtalya, Ege Denizi’ndeki Oniki Ada’yı işgal etti.
Sonuç: 1912 yılında imzalanan Uşi Antlaşması ile Osmanlı, Trablusgarp’ı korumak adına Oniki Ada’yı geçici olarak İtalya’ya bıraktı. Ancak patlak veren Balkan Savaşları nedeniyle İtalya adaları geri vermedi ve adalara tamamen yerleşti. el değiştirme kronolojisi ve adaların kaybedilmesine yol açan o tarihi süreçler:
2. Balkan Savaşları ve 1914 Londra Antlaşması (Kuzey Ege Adaları)
Boğazönü ve Kuzey Ege’de bulunan (Midilli, Sakız, Sisam, Sakız, Limni gibi) stratejik adalar, Osmanlı’nın Balkan Savaşları’ndaki ağır yenilgisi sonrası elden çıktı.
Süreç: 1912-1913 Balkan Savaşları sırasında Yunanistan, Kuzey Ege adalarını tek tek işgal etti.
Sonuç: 1913 Londra Antlaşması ve ardından 1914 yılında büyük Avrupa devletlerinin (Süfela Konferansı) aldığı kararla, Çanakkale Boğazı’na yakın olan Gökçeada (Imbros) ve Bozcaada (Tenedos) hariç tüm Kuzey Ege adaları Yunanistan’a bırakıldı. Osmanlı bu kararı protesto etse de Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla fiili durum değişmedi.
3. Cumhuriyet Dönemi ve Lozan Antlaşması (1923)
Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Lozan’a gittiğinde Ege Adaları zaten yaklaşık 10 yıldır fiilen ve hukuken İtalya ile Yunanistan’ın kontrolündeydi.
Süreç: TBMM heyeti, Misak-ı Milli sınırları içinde olan ancak fiilen kaybedilmiş bu adaları geri almak için diplomatik mücadele verdi.
Sonuç: Lozan Antlaşması ile Türkiye; Gökçeada, Bozcaada ve Tavşan Adaları’nı (stratejik Boğaz önü adaları) geri almayı başardı. Ancak, 1914’te Yunanistan’a verilen Kuzey Ege adaları ile İtalya’nın elindeki Oniki Ada’nın egemenliği resmen tanındı.
Kritik Şart: Lozan’da Türkiye’nin güvenliğini sağlamak amacıyla, Yunanistan’a bırakılan adaların "gayriaskeri statüde" (silahsızlandırılmış) kalması şartı antlaşma metnine eklendi.
4. Son Perde: 1947 Paris Barış Antlaşması
İkinci Dünya Savaşı’nı kaybeden İtalya, elindeki Oniki Ada’yı boşaltmak zorunda kaldı.
Süreç: Savaşta tarafsız kalan ancak son dönemde müttefiklere yaklaşan Türkiye, adalar üzerinde hak iddia edebilecek bir askeri veya diplomatik pozisyonda değildi. Savaşın galip devletleri (ABD, İngiltere, SSCB), adaları savaştan ağır yara alan ve müttefik blokta yer alan Yunanistan’a devretme kararı aldı.
Sonuç: Türkiye’nin katılmadığı 1947 Paris Antlaşması ile Oniki Ada resmen Yunanistan’a devredildi. Bu devirde de adaların silahsız kalma şartı korundu.
Uzman Görüşü: "Adalar Lozan'da Değil, Osmanlı Döneminde Kaybedildi"
Tarihçiler, "Adaları Lozan’da verdik" algısının tarihi gerçeklerle uyuşmadığını vurguluyor. Uzmanlar, "Lozan’a gidildiğinde adalar zaten Türkiye’nin elinde değildi; Ankara hükümeti masada fiilen elinden çıkmış olan topraklardan Boğaz önündeki adaları kurtarabildi ve kalanlar için 'silahsızlandırma' şartını kabul ettirerek güvenlik koridoru oluşturdu" değerlendirmesinde bulunuyor.
Günümüzde Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan Ege hidrokarbon ve hava sahası krizlerinin temelini, Yunanistan’ın bu antlaşmalara aykırı olarak adaları silahlandırması oluşturuyor.


















