BOŞANMAK SANDIĞINIZ KADAR BASİT DEĞİL
BOŞANMAK SANDIĞINIZ KADAR BASİT DEĞİL
Boşanma, çoğu kişi için sadece iki imzanın atıldığı bir süreç gibi görülür. Oysa bir dosyanın içine girdiğinizde, meselenin yalnızca hukuki değil; aynı zamanda duygusal, ekonomik ve hatta psikolojik bir boyutu olduğunu fark edersiniz.
Ben çekişmeli boşanmayı çoğu zaman narkozsuz kalp ameliyatına benzetiyorum. Çünkü boşanmanın kendisi zaten psikolojik olarak yeterince ağır bir süreçken, tarafların bu süreci yabancılar önünde, tanıklarla birlikte tartışmak zorunda kalması işi daha da yıpratıcı hale getirir. Üstelik bu süreçte çoğu zaman çocuklar, maddi meseleler ve geçmiş hesaplaşmalar ön plana çıkar; kişiler ise biten evliliğin yasını dahi tutamadan, geride kalanları toparlama ve yeni bir hayat kurma çabasına girer.
Çekişmeli boşanma, adından da anlaşılacağı üzere tarafların anlaşamadığı ve sürecin mahkeme eliyle yürütüldüğü bir ayrılık biçimidir. Ancak çoğu kişi için asıl sürpriz olan, boşanmanın tek başına yeterli olmamasıdır. Velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gibi boşanmanın fer’i sonuçları da bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır.
Ne yazık ki uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, tarafların haklarını bilmeden hareket etmesidir. Özellikle nafaka, velayet ve mal paylaşımı konularında kulaktan dolma bilgilerle ilerlemek, telafisi zor hak kayıplarına yol açabilmektedir. Oysa boşanma süreci, tarafların hem maddi hem de manevi haklarının dengeli şekilde düzenlendiği bir süreçtir.
Bir diğer önemli husus ise çekişmeli boşanma davalarının çoğu zaman uzun sürmesidir. Yargılama tamamlandıktan sonra verilen karar, taraflardan biri tarafından kabul edilmeyebilir ve dosya istinaf ya da temyiz yoluyla üst mahkemeye taşınabilir. Bu durum da sürecin daha da uzamasına neden olur.
Bu noktada çoğu kişinin bilmediği önemli bir detay vardır: Boşanma kararı kesinleşinceye kadar tarafların evlilikten doğan sadakat yükümlülüğü devam eder. Yani dava açılmış olması, taraflara evlilik dışı davranışlar açısından bir serbestlik sağlamaz.
Boşanma davasının reddedilmesi halinde de süreç tamamen sona ermiş sayılmaz. Mahkeme tarafından verilen ret kararının kesinleşmesinden itibaren başlayan bir bekleme süresi söz konusudur. Yapılan yasal değişiklikle birlikte bu süre üç yıldan bir yıla indirilmiştir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır: Bu bir yıllık süre, ret kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar ve tarafların bu süre içinde evlilik birliğini yeniden kuramamış olmaları gerekir.
Bununla birlikte bu bekleme süresi mutlak değildir. Şayet ret kararından sonra taraflar arasında yeni bir boşanma sebebi doğarsa, örneğin şiddet, zina gibi yeni bir kusurlu davranış ortaya çıkarsa ya da taraflar anlaşmalı olarak boşanma kararı alırsa, bir yıllık sürenin dolması beklenmeden her zaman yeni bir boşanma davası açılabilir.
Özetle; mahkemenin davayı reddetmesi, taraflardan birinin boşanmak istememesi ya da iddiaların ispat edilememesi gibi nedenlere dayanıyorsa ve sonrasında yeni bir kusurlu olay yaşanmamışsa, “ortak hayatın yeniden kurulamaması” sebebiyle boşanma kararı alınabilmesi için ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl beklenmesi gerekmektedir.
Boşanma sürecinde karşılaşılan bir diğer ciddi durum ise tehdit ve şiddet vakalarıdır. Taraflardan birinin boşanmak istememesi ve karşı tarafı tehdit etmesi, ne yazık ki uygulamada sıkça görülmektedir. Unutulmamalıdır ki tehdit, sözlü ya da yazılı olması fark etmeksizin bir suçtur ve şikâyetten vazgeçilse dahi kamu davası olarak devam edebilir.
Bu gibi durumlarda aile mahkemesinden uzaklaştırma kararı alınması mümkündür. Karara aykırı davranılması halinde ise yaptırım olarak hapis cezası gündeme gelebilir. Bu yönüyle hukuk, sadece hakların paylaşımını değil, aynı zamanda tarafların güvenliğini de sağlamayı amaçlar.
Sonuç olarak boşanma yalnızca bir bitiş değil; aynı zamanda yeni bir düzenin kurulmasıdır. Bu düzenin adil ve sağlıklı şekilde kurulabilmesi ise ancak doğru bilgi ve bilinçli adımlarla mümkündür. Bu nedenle, böylesine önemli bir karar vermeden önce haklarınızı öğrenmek ve süreci doğru yönetmek, belki de atacağınız en önemli adımdır.
Köşe yazarlarımızın yazılarını kaynak belirtilmek suretiyle kopyalayıp haber amaçlı yayın yapan internet sitelerinde ve yazılı basında ilave ve çıkarma yapmamak şartıyla orijinal haliyle kullanabilirsiniz.








