MERKEZ PARTİ BURSA İL BAŞKANI ALİ KARADENİZ’DEN SERT ÇIKIŞ:

RADYO BU

95.4 FM
CANLI YAYIN
Dinlemek için oynat düğmesine basın
70%
İçerik Tarihi: Sa, 13/10/2026 - 16:57
Haber No: 14038
“ADALET, PARASI OLANIN ÖDEYİP KURTULACAĞI BİR SİSTEM DEĞİLDİR!”

Merkez Parti Bursa İl Başkanı Ali Karadeniz, kamuoyunda tartışma yaratan büyük ölçekli finansal skandallar, fon iddiaları ve yolsuzluk tartışmaları üzerinden hukuk sistemindeki eşitlik ilkesine dikkat çekti. “Pardon!” başlığıyla yaptığı değerlendirmede, lekelenmeme hakkının herkese eşit uygulanması gerektiğini vurgulayan Karadeniz, paranın iade edilmesinin tek başına hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını belirterek, “Adalet, parası olanın faturalandırıp ödeyeceği bir ceza sistemi değildir” ifadelerini kullandı.

“BU ÜLKEDE LEKELENMEME HAKKI KİME VAR, KİME YOK?”

Merkez Parti Bursa İl Başkanı Ali Karadeniz, son dönemde kamuoyunun gündemine gelen büyük ölçekli finansal iddialar ve tartışmalar üzerinden adalet anlayışını sorgulayan dikkat çekici bir açıklama yaptı. “Pardon!” başlığını taşıyan değerlendirmesinde Karadeniz, hukuk önünde eşitlik, masumiyet karinesi, kamu vicdanı ve hesap verebilirlik kavramlarını gündeme taşıdı.

Kamuoyunda geniş yankı uyandıran finansal skandalların ve fonlarla ilgili iddiaların yalnızca ekonomik boyutlarıyla ele alınmaması gerektiğini savunan Karadeniz, bu tür olayların aynı zamanda toplumsal güveni, adalet duygusunu ve hukuk sistemine duyulan inancı da yakından ilgilendirdiğini ifade etti.

Karadeniz, açıklamasında özellikle “lekelenmeme hakkı” kavramına dikkat çekerek, sıradan vatandaşların sosyal medya paylaşımları, eleştirileri veya çeşitli iddialar nedeniyle kamuoyu önünde ağır tartışmalarla karşı karşıya kalabildiğini, büyük ekonomik olaylarda ise kişilerin itibarlarının korunması ve hukuki süreçlerin yürütülmesi konusunda farklı ölçütlerin uygulanıp uygulanmadığının sorgulanması gerektiğini dile getirdi.

“Bu ülkede lekelenmeme hakkı kime var, kime yok?” sorusunu yönelten Karadeniz, hukuk kurallarının toplumun her kesimi için eşit ve tutarlı biçimde uygulanmasının önemini vurguladı.

“PARAYI İADE ETMEK, HUKUKİ SORUMLULUĞU ORTADAN KALDIRMAZ”

Ali Karadeniz’in açıklamasında öne çıkan başlıklardan biri, tartışmalı finansal işlemlerde paranın geri ödenmesinin hukuki sonuçları oldu.

Bir zararın giderilmesinin, iddia edilen eylemin bütün sonuçlarını kendiliğinden ortadan kaldırdığı yönündeki yaklaşıma karşı çıkan Karadeniz, maddi kaybın telafi edilmesi ile hukuki sorumluluğun birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Karadeniz, açıklamasında, “Kendi alnımın teriyle kazandım” denilen büyük meblağların hangi gerekçeyle iade edildiğinin kamuoyu tarafından sorgulanabileceğini belirterek, bu tür durumlarda işlemlerin kaynağının, tarafların sorumluluklarının ve varsa mağduriyetlerin açıklığa kavuşturulmasının önemine işaret etti.

Ancak bir paranın iade edilmesinin tek başına suçun kabulü anlamına gelmeyeceği ve hukuki sorumluluğu otomatik olarak ortadan kaldırmayacağı da ceza hukukunun temel ilkeleri arasında yer alıyor. Bu nedenle somut olaylarda suçun oluşup oluşmadığı, kast, deliller ve ilgili mevzuat çerçevesinde yargı makamlarınca değerlendirilmek durumunda.

Karadeniz’in eleştirisi ise kamuoyundaki tartışmaların yalnızca paranın geri alınıp alınmadığı üzerinden yürütülmemesi, olayların bütün yönleriyle araştırılması ve varsa sorumluların hukuk çerçevesinde hesap vermesi gerektiği noktasında yoğunlaştı.

KIZILAY ÇADIRLARI VE BELEDİYELERDEKİ YOLSUZLUK İDDİALARI ÜZERİNDEN ÖRNEK VERDİ

Karadeniz, açıklamasında adaletin yalnızca maddi zararın karşılanmasına indirgenemeyeceğini anlatmak amacıyla farklı dönemlerde kamuoyunda tartışma yaratan olaylara ve yolsuzluk iddialarına da değindi.

Deprem döneminde Kızılay’ın çadır satışı üzerinden yaşanan tartışmaları hatırlatan Karadeniz, büyük ölçekli fonlarla ilgili iddiaları ve belediyelere ilişkin yolsuzluk tartışmalarını aynı temel soru çerçevesinde ele aldı: Maddi kaybın karşılanması, kamu güveninin zedelenmesi ve varsa hukuka aykırı eylemler bakımından bütün sorumlulukları ortadan kaldırmaya yeterli midir?

Karadeniz, bu örnekler üzerinden, kamu kaynaklarının kullanımı ve toplumsal güveni ilgilendiren olaylarda yalnızca ekonomik zararın giderilmesine odaklanılmasının yeterli olmayacağını savundu.

Belediyelere yönelik yolsuzluk iddiaları konusunda da benzer bir yaklaşım sergileyen Karadeniz, herhangi bir kamu görevlisi veya siyasi sorumlu hakkında ortaya atılan iddiaların bağımsız biçimde araştırılması, somut delillerin değerlendirilmesi ve hukuki sürecin sonuçlandırılması gerektiğine dikkat çekti.

Buradaki temel tartışmanın, kamu zararının karşılanmasının önemsiz olduğu değil, bunun hukuki hesap verebilirliğin yerine geçirilip geçirilemeyeceği olduğunu belirten Karadeniz, adaletin kişilere, makamlara veya ekonomik güce göre farklılaşmaması gerektiğini ifade etti.

“VATANDAŞA BAŞKA, GÜÇLÜLERE BAŞKA HUKUK OLMAZ”

Açıklamasında toplumsal eşitlik konusuna da geniş yer veren Ali Karadeniz, sıradan vatandaşların karşılaştığı hukuki süreçlerle büyük ekonomik olayların ele alınış biçimi arasında çifte standart oluştuğu yönündeki algının toplumda ciddi rahatsızlık yaratabileceğini dile getirdi.

Sosyal medyada yaptığı bir paylaşım veya eleştiri nedeniyle ifade vermek zorunda kalan vatandaşları örnek gösteren Karadeniz, küçük ölçekli olaylarda dahi hukuki sorumluluk tartışmaları yaşanırken, milyonlarca liralık ya da daha büyük meblağlarla gündeme gelen olayların yalnızca para iadesi üzerinden değerlendirilmesinin kamu vicdanında soru işaretleri doğurabileceğini savundu.

Karadeniz’in bu değerlendirmesinin merkezinde, hukuk önünde eşitlik ilkesinin yalnızca anayasal bir ifade olarak kalmaması, uygulamada da herkes için geçerli olması gerektiği görüşü bulunuyor.

Öte yandan, lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi, yalnızca sıradan vatandaşların değil, haklarında iddia bulunan herkesin sahip olduğu temel hukuki güvenceler arasında yer alıyor. Bu haklar, iddiaların araştırılmasına engel oluşturmadığı gibi, bir kişinin suçluluğunun kesinleşmiş yargı kararı olmadan ilan edilmemesini de gerektiriyor.

Karadeniz’in açıklaması, bu iki temel gereklilik arasındaki dengenin nasıl kurulması gerektiğine ilişkin tartışmayı yeniden gündeme taşıdı: Hem kişilerin temel hakları korunmalı hem de kamuoyunu ilgilendiren ciddi iddialar etkili ve şeffaf biçimde araştırılmalı.

“ADALET SADECE PARANIN KASAYA GERİ GİRMESİ DEĞİLDİR”

Karadeniz, ceza hukukunun amacının yalnızca maddi zararın giderilmesiyle sınırlı olmadığını belirterek, adalet sisteminin caydırıcılık, hesap verebilirlik ve toplumsal güvenin korunması gibi işlevlerine dikkat çekti.

Açıklamasında, kamu kaynaklarının, vatandaşların birikimlerinin ve toplumun güveninin söz konusu olduğu olaylarda bütün sorumlulukların ortaya çıkarılmasının önemini vurgulayan Karadeniz, paranın geri ödenmesinin her durumda hukuki süreci sona erdiren bir unsur olarak görülmesine karşı çıktı.

Hukuk sisteminde zararın giderilmesi bazı suçlar bakımından cezanın belirlenmesi veya hukuki sonuçlar üzerinde etkili olabilse de bunun kapsamı, ilgili suç tipine ve mevzuata göre değişiyor. Dolayısıyla her olayın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekiyor.

Karadeniz’in itiraz ettiği yaklaşım, maddi zararın telafisini önemsiz görmekten ziyade, bu telafinin varsa suçun ve sorumluluğun araştırılmasının yerine konulması olarak öne çıkıyor.

“YETİM HAKKI VE MİLLETİN EMEĞİ SÖZ KONUSUYSA HESAP SORULMALI”

Açıklamasında toplumsal vicdanı ilgilendiren bir diğer konuya da değinen Ali Karadeniz, emeklilerin, dar gelirli vatandaşların ve emeğiyle geçinen kesimlerin ekonomik koşullarına dikkat çekti.

Kamu kaynaklarının korunması ve vatandaşların haklarının gözetilmesinin devletin temel sorumlulukları arasında bulunduğunu ifade eden Karadeniz, ekonomik gücü yüksek kişi veya kurumlar söz konusu olduğunda hukuki hesap verebilirlik ilkesinin geri plana itilmemesi gerektiğini savundu.

Karadeniz’e göre adaletin toplum nezdinde karşılık bulabilmesi için yalnızca zararın giderilmesi değil, olayların nasıl gerçekleştiğinin açıklığa kavuşturulması, varsa sorumluların belirlenmesi ve benzer olayların önüne geçecek mekanizmaların işletilmesi de önem taşıyor.

Kamu vicdanını yaralayan olayların yalnızca siyasi tartışmaların veya günlük polemiklerin konusu olarak kalmaması gerektiğini belirten Karadeniz, iddiaların somut deliller üzerinden incelenmesinin ve hukuki süreçlerin sonuçlandırılmasının gerekliliğine işaret etti.

“DEVLETİN GÖREVİ HESAPLARI KAPATMAK DEĞİL, GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARMAKTIR”

Merkez Parti Bursa İl Başkanı Ali Karadeniz, açıklamasının sonunda devletin ve yargının sorumluluğunun, kamuoyunda tartışma yaratan olayları yalnızca mali açıdan çözüme kavuşturmakla sınırlı olmadığını vurguladı.

Karadeniz, büyük ölçekli finansal iddiaların, yolsuzluk tartışmalarının ve kamu güvenini ilgilendiren olayların bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini belirterek, hukuk devletinin temel ölçütünün kişilerin ekonomik gücü veya toplumsal konumu değil, hukukun evrensel ilkeleri olması gerektiğini ifade etti.

Açıklamasında adaletin caydırıcılık ve eşitlik boyutlarına dikkat çeken Karadeniz, maddi zararın giderilmesinin hukuki sorumlulukların değerlendirilmesine engel oluşturmaması gerektiği görüşünü dile getirdi.

Karadeniz’in “Pardon!” başlıklı açıklaması, kamuoyunda tartışılan finansal skandallar ve yolsuzluk iddiaları üzerinden, hukuk önünde eşitlik, masumiyet karinesi, kamu kaynaklarının korunması ve hesap verebilirlik konularını yeniden gündeme taşıdı.

Ali Karadeniz’in açıklamasının özünü ise şu sözler oluşturdu: “Adalet, parası olanın faturalandırıp ödeyeceği bir ceza sistemi değildir!”

İlgili Haberler | Anagazete

1 Kas 2026 - 12:07
AK Parti İstanbul İl Başkanlığı eğitim çalıştayı düzenledi: Sonuçlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulacak
1 Kas 2026 - 11:59
Edirne’de çifte vatandaşlar oylarını kullandı
31 Eki 2026 - 23:00
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Patrik Bartholomeos ile bir araya geldi
31 Eki 2026 - 22:54
İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, Yıldırım Belediyesi’ndeki personel alımları, vatandaşların randevu taleplerinin karşılanmadığı iddiası, belediye yönetimindeki yetki tartışmaları ve etkinlik harcamaları üzerinden Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’a yönelik eleştirilerde bulundu. Seyis, özellikle belediyeye alınan bazı personellerin Yıldırım dışında, ağırlıklı olarak Osmangazi ve Nilüfer’de ikamet ettiği yönündeki iddiaların açıklığa kavuşturulmasını istedi.
31 Eki 2026 - 22:49
31 Ekim 2026 Haber Erdal Orhan İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Bursa’nın ticari ve ekonomik hayatına yön veren kurumlarla iş birliğinin önemine dikkat çekti. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ile Bursa Ticaret Borsası yönetimlerine gerçekleştirilen ziyarette, kentin ekonomik geleceği, iş dünyasının beklentileri ve kurumlar arası dayanışma ele alındı.
31 Eki 2026 - 21:34
31.10.2026 Haber Erdal Orhan Saadet Partisi Bursa İl Divan Toplantısı, İl Başkanı Hamza Gürsel'in açılış konuşmasıyla gerçekleştirildi. Bursa teşkilatının yoğun katılım gösterdiği toplantıda hem kentin hem de ülkenin gündemindeki sorunlar masaya yatırıldı. Fon tartışmalarından ekonomik krize, Erbakan'ın mirasından Cumhuriyet'in anlamına kadar birçok başlıkta mesajların verildiği toplantıda, Bursa'nın topraklarının betonlaşmadan korunması vurgusu dikkat çekti.
31 Eki 2026 - 21:30
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Anahtar Parti soylu bir itirazın partisidir. Anahtar Parti, memlekette ‘Bu memleketin hâli nedir? İkinci yüzyıl diye andığınız Cumhuriyet’in karnesinin bu hâli nedir?’ diyen bir itirazın partisidir. Biz soylu bir itirazın partisiyiz, itirazla kurulduk, ‘Razı değiliz’ diyerek kurulduk! Bu memlekette ‘Kime oy verelim?’ kaygısının şimdilerde milletin ufkunda beliren yegâne adresiyiz. Türk milletine sesleniyorum: Artık çaresiz değilsiniz, Anahtar Parti var, biz varız!” diye konuştu. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin 2. kuruluş yıl dönümü programında konuştu. Genel Başkan Yardımcıları, Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri, Kurucular Kurulu Üyeleri, İl Başkanları, Kadın Kolları, Gençlik Kolları ve teşkilat mensuplarının da katıldığı programda partisinin 2 yıllık yolculuğunu, gelecek hedeflerini ve gündemi değerlendiren Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: